Make your own free website on Tripod.com

Mutasyon ve Dünya Dışı Etkiler

7

Yıldız Coçukları

Bundan sonra size vereceğim örnekler üzerinde hepimiz tartışabiliriz, ancak tahmin ediyorum ki tartışması yapılamayacak ilk delillerden başlamak gerekiyor. Mutasyonun dünya dışı etkilerine.

Elizabet'in hamileliğinin altıncı ayında Tanrı, melek Cebrail'i Celile'de bulunan Nasıra adlı kente,  Davut'un soyundan Yusuf adındaki adama nişanlı olan bir kıza gönderdi. Kızın adı Meryem'di.  Onun yanına giren melek, "Ey Tanrı'nın lütfuna erişen kız,  selam!  Rab seninledir" dedi. Söylenenlere çok şaşıran Meryem,  bu selamın ne anlama gelebileceğini düşünmeye başladı.  Ama melek ona, "Korkma Meryem" dedi, "sen Tanrı'nın lütfuna eriştin.  Bak,  gebe kalıp bir oğul doğuracaksın,  adını İsa koyacaksın.  O büyük olacak, kendisine en yüce Olanın Oğlu' denecek.  Rab Tanrı O'na,  atası Davut'un tahtını verecek. O da sonsuza dek Yakup'un soyu üzerinde egemenlik sürecek, ve egemenliğinin sonu gelmeyecektir. "Meryem meleğe,  "Bu nasıl olur?  Ben erkeğe varmadım ki" dedi.  Melek ona şöyle cevap verdi:  "Kutsal Ruh senin üzerine gelecek,  en yüce Olanın gücü senin üstüne gölge salacak.  Bunun için doğacak olana kutsal,  Tanrı Oğlu denecek.  Bak,  senin akrabalarından Elizabet de yaşlılığında bir oğul'a gebe kalmıştır. (Luka 1:26-38)

Evet bunu tartışamayız sanırım ve oldukça açık. Aynı zamanda bu çocuğun doğumu sırasında görünen çok parlak bir yıldızda bulunmaktadır. İsa Dünya dışı bir tohumdur, Eğer İncil doğru ise. İsa  yaradılış sonrası insanlık tarihinde babasız olarak dünyaya gelen ilk  kişidir. Hz. Meryem'e hiçbir erkek eli değmemişken.

571 yılı Nisan ayının 20'sine gidiyoruz. Âmine Hatun, kayınpederi Abdulmuttalib'in evinde, doğum sancıları çekmekte... Gün kaçmış, gecenin karanlıkları yavaş yavaş bütün odayı sarıyor...Odada bir kaç hatun, kimi yağdanlıkları yakıyor, kimi de Âmine Hatun'un başında dert ortaklığı yaparak doğumunu bekliyorlar... Sancılar git gide artıyor...Derken,  Âmine Hatun'un yanında bulunan Abdurrahman Bin Avf'ın annesi Şifa Hatun, Âmine Hatun'un elini tuttu ve gayret verdi... Birşeyler görüyordu orada Âmine Hatun...Derken, beklenen, kişi dünyaya geldi Göbeği kesilecekti!. Fakat göbeği zaten kesikti bu bebeğin....Hemen temiz bir beze sarıldı ve büyük bir çanak üzerine kapatıldı .. Zira çocuk gece doğarsa, onun yüzüne gün ağarana kadar bakılmazdı...Birden bir çatlama sesi duyuldu çanak iki parça oldu!.. Çanağın altında yatan bebeğin, gözleri açık bir halde, baş parmağını emdiği görülüyordu.

Bu bebek Muhammed den başkası değildir,ve doğumunda bazı gariplikler bulunmaktadır.Konumuz din değil ama bu yıldız çocukları Dünyalılar ile beraber olmadılar mı ? Bunların genetik yapıları mutlak surette şu anda Dünyamızda dolaşmıyor mu, belkide bizlerde bile etkileri olabilir. Şimdi aşağıya nakledeceğim Helen 'in hikayesi ise günümüzden :

Akıl hastası olan Helen önce "Ben kimseyle, hiç bir erkekle yatmadım" diyordu. Ancak, karnında bir çocuk vardı ve kısa bir süre sonra da doğum yaptı. Doktorlar, bebeği gördüklerinde gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Doktorların yarı akıllı diye nitelendirdiği Helen Chaldwood, ailesinin zorlaması yolu ile yatırıldığı hastanede ortalığı birbirine katıyordu. " Bırakın beni, ben hamile falan değilim. Bugüne kadar elime erkek eli bile değmedi" diyordu. Oysa röntgen filmlerinde karnında bir kız çocuk taşıdığı net bir biçimde görülüyordu. Ailesi Helen'in her çılgınlığına alışmıştı artık. Genç ve güzel kızlarının beyninde çocukluğundan beri büyüyen ve de bir türlü engellenemeyen bir ur vardı. Bu ur, genç kızın beynine baskı yapıyordu ve onun ara sıra dengesiz hareketler yapmasına neden oluyordu. Ailesi Helen'in hamileliği konusunda ise "Kim bilir hangi delilik nöbetinde bir erkekle beraber oldu da hamile kaldı" diye düşünüyordu. Ancak Helen'nin hamileliği altıncı ayında ortaya çıkmıştı ve doktorlar "Bu çocuk alınmaz, Helen doğum yapmak zorunda " demişlerdi. En sonunda Helen, babası bilinmeyen bu çocuğunu doğurdu. Bebeği, dünya tatlısı bir kız çocuğuydu, saçları alışılmadık biçimde parlak sarı, cildi güneşte yanmış gibi turuncu renkteydi. Doktorlar, bu kadar gür saçlı doğmuş bir bebeği ilk defa görüyorlardı. Doğumdan itibaren hepsi şaşkın bir ifade ile birbirine bakmışlardı. Ancak gerçekte şaşırtıcı olaylar dizisi, Liza ismi verilen güzel bebeğin büyümeye başlamasıyla gelişti. Liza, bilim adamlarını dahi hayrete düşürecek kadar akıllıydı. Çok az konuşuyordu, ancak konuştuğu zaman ise bütün söyledikleriyle ortalığı karıştırıyordu. Bir bilim adamı, Liza beş yaşına geldiğinde şunları söylüyordu. "Bu kızın şu andaki beyninde bulunan bilgi, bizim kafamızda yoktur, korkunç bir matematik,  fizik,  astronomi,  kimya bilgisi var. Onun söylediği pek çok şeyi anlamakta güçlük çekiyoruz.

Bir Yıldız Çocuğu daha, ve buna benzer yüzlercesi...............

 

devam