Make your own free website on Tripod.com

MISIR PİRAMİTLERİ

ve

YAPANLARIN HİKAYESİ

Yazının devamı

Piramitler inşaa edilirken on binlerce işçi vardı. Mark Leahner bu kadar büyük bir iş gücünü desteklemek için bir şehre ihtiyaç olduğunu biliyordu. Peki yıllarca önce terkedilmiş bu şehre ait kanıtlar nerdeydi. Söz konusu şehre ait ilk ip uçları kazı yapanlar bir fırın bulunca ortaya çıkmış odu. Sanki çölde nereye bir çukur kazılsa ekmek pişirmeyle ilgili önemli kanıtlar bulunuyordu. Burada söz konusu olan binlerce somun ekmek. Bu kadar çok ekmeğin olduğu yerde bira çok uzakta olamaz. Ekmek ve biranın olduğu yerde de insanlar olmalı. Demek ki burada çok sayıda tüketici vardı. Leahner ve ekibi hamur yapmak için devasal tekneler ve yüzlerce ekmek kalıbı buldu. Arkeologlar daha çok şeyi gün ışığına çıkardıkça fırın daha da tanıdık hale gelmekteydi. Daha önce bu fırının planları görülmüştü.

Eski Mısır Uzmanları yıllar boyunca Sakkar'a yakınlarındaki Te Mezarına bakarak firavunlar döneminde günlük hayatla ilgili detayları incelediler. Detaylı duvar resminde çok farklı faaliyetler anlatılıyordu. Bu çizimlerde Mısırlıların bira yapma ve binlerce kişiyi doyurabilecek ekmek hazırlama yöntemleri gösteriliyordu. Bu çizimler Leahner'ın fırınına aynen uyuyordu.

Arkeologlar bu eski inşaat alanının planını parça parça bir araya getiriyor. Çöl kıskanç bir şekilde kanıtların çoğunu saklıyor. Ancak bazı ip uçları gün ışığına çıkmıştı bile. Yapılması gereken şey bu ip uçlarının tam olarak ne anlama geldiklerini bulmaktı.

 

Dr. Leahner çalışmaları  esnasında sürekli kullandığı bir geçit vardı. Ancak yapılan kazılarda yapının çoğunun kuma gömülü olduğu ortaya çıkınca, bu geçidin öneminin farkına varıldı. Sadece 12 feetlik bir çıkıntı gibi görünen bu yapının çöl yüzeyinden 30 feetlek bir yüksekliğe uzanan dev bir duvar olduğu ortaya çıktı. İşçiler her gün işe gidebilsin diye 8 metrelik bir kapı yapılmaz. Bu bir sınırdı, çok güçlü bir şeye giriş. Güçlü olan bu şey piramitler, mezarlar, ve seçkinlerin mezarları olan tapınaklardı. Buranın piramitlerin inşaa edildiği dönemde Mısır'ın şehir merkezi olduğu görüşü ağır basmıştır.

Bu büyük geçidin öbür tarafında liman yani bütün platonun en önemli faaliyet merkezi vardı. Limanda mutlaka taşları boşaltıyorlardı. Başka bölgelerden çalışmak amacıyla gelen insanlar buraya geliyordu. Ancak aynı zamanda piramit kompleksini beslemek amacıyla kurulan kasabalardan, yeni çiftliklerden ve şehirlerden gelen mal ve ürünleri de boşaltıyorlardı. İlk defa on binlerce insanı bir araya getiriyorlardı. Bu kadar çok sayıda insan kralları için mezarlar yani insan oğlunun o zamana kadar yaptığı her şeyi cüce gibi bırakacak gökdelenler yapmak üzere çölün bu ucuna gelmişlerdi. Yaratıcı inşaat teknikleri hala çözülemeyen bir sır. İşçiler bu koskoca taşları 40 kat yüksekliğe nasıl kaldırdı. Bir çok uzman bitmemiş piramit'in çevresini dönerek dolaşan dev rampalar sayesinde taşları yukarı taşıdıklarına inanıyor. Yüzlerce hatta binlerce kişi 10 veya 20 kişiden oluşan ekipler halinde uzun rampanın üzerindeki büyük ahşap kızaklarla 2,5 tonluk blokları yukarı çekiyordu. 2,5 dakikada bir taş yerleştiriliyorsa herhalde bu işi çok ritmik bir şekilde yapıyorlardı.

Bu eski inşaat sahasının resmi giderek ortaya çıksa bile hala önemli bir sır var. 15 milyondan fazla kireç taşı nereden geldi. Yüzyıllar boyu bu taşların uzaklardaki bir taş ocağından geldiği düşünülüyordu. Günümüzde Mısır'daki taş ocaklarında taşların üzerinde uzun kanallar açılarak kesildiğini gözleyen Dr. Leahner araştırması sonucu en büyük piramitlerin olduğu Gize'de piramitlerin sadece 300 metre uzağında bu taş kesme kanallarını buldu. Bulunan taş ocağının üzeri garip atıklarla dolu olduğundan Dr Leahner'e kadar kimse tespit edemedi. Bu garip atıklar sadece inşaat ve rampalardan geriye kalan molozlardı.

Üç firavunun mezarlarının nasıl inşaa edildiği çözüldükçe hem bilim adamları hem de sıradan insanlar bu tarihi projenin boyutları karşısında hala hayret içindeler. Dr. Leahner'in keşifleri, gerçekten uzak olan teorileri tarihe gömebilir.

Dr. Leahner'in değerlendirmesi ise:

"Kolay çözüme inanmaktansa, yani uzaylıların bu piramidi yaptıklarına inanmaktansa bu üç firavunun  yönettiği kültürün inşaa ettiğini düşünmek çok daha gizemli ve akıl kurcalayıcı. İlk seçenek çok kolay bir çözüm. 'Nasıl yapıldıklarını bilmiyoruz, demek ki bir başkası yapmış' Bu yapıların bir başkasının hala kayıp olan bir uygarlığın yapmış olmasını düşünmek biraz sömürgeci bir yaklaşım. Bence daha da önemlisi bu yaklaşımın bu yapıların burada yaşayan, buradaki mezarlara gömülen, bulunan fırında ekmek pişiren insanlar tarafından, bu kadar acı çekerek, bu kadar fedakarlık yapılarak inşa edilmesi konusundaki insanlık sırrını göz önünde bulundurmuyor." şeklindedir.

Yazı başına dön

Ana Sayfa

Kaynak: National Geographic Television